26 Ekim 2013

...

yüzsem
dişlerinin beyazından
gözlerinin rengine
soluklanıp gamzende bir ara

tutunup kirpiklerine
yüzüne çıksam
saçlarına sığınıp uyusam

ya da ne bileyim
şiiri falan boşverip
sevişsek sözgelimi
yarın ölecekemişiz gibi
her gece

yüzsem
eksilip doksan dokuz kalsam

da gam yemem işte


26.Ekim.2013 / Ankara

24 Ekim 2013

velîlerle deliler II

cem ettim bir alemde
sefayı hiç bilmedim
demde buldum huzuru
cefadan çekinmedim

gece dediler geldim
kurulmuş muhabbete iliştim kıyısından
gönüllerde yer çoktu ortalarda kalmadım
sonra çoka bölündüm aradım her parçamı
bütün çöplere baktım zerremi bulamadım
de ki zom muhabbeti zerre aşka kanmadım
de ki deli konuşur hiç bir göze doymadım
de ki demem dinlerim
ben dahi anlamadım

çok özlemiş gibiyim özlemini bilmeden
sadece bildiğimden belki de özlemeyi
canım ne çok acıyor kaçsam bile kendimden
de ki berduş bir adam heceliyor kendini
adını söylemeden kendimi bilemedim
gittim camın önüne baktım şu karanlığa
hû diyen derviş sandım
kandım camda yansıya
giydim aşkın postunu döneyazdım kendimi
tüttüm duman içinde bir ateş olamadım
damladım da söndürdüm dumanını kendimin
ağlıyorum sandılar ki sana kanamadım

çok acıyor ellerim değmişliğinden belki
gözlerim âmâ gibi görmüşlüğümden sanki
lakin gönül lâl değil harfler pek kifayetsiz
kelimeler yetmiyor cümleler nezaketsiz
ismin bir isim değil
sanki bir ses ilahî

ebcedini kitledim dilimin köşesine
anahtarı sendedir ben yalnız düğümüyüm
velîler semah durdu aşıkların neyiyle
hüzün gerdeğe girdi ben onun düğünüyüm



24.Ekim.2013 / Ankara

14 Ocak 2013

4

...
4 kitap göndermiş ya "rab"
insanlar inansın diye O'na
bu 4 kitap üzre ben
de şimdi sana inanıyorum

09 Aralık 2012

...

...
sonra
ne bileyim su falan döktüler herhalde yüzüme
ya da yüzüm yerine toprağa üzerimi örten
ben pek umursamadığıma göre kim bilir
belki de hakikaten...

sonra huzur içinde uzandım
hiç olmadığım kadar
takmam kafama yahu falan derken belki de

takarmışım mı bilemedim

sonra
sabah oldu falan
ben hiç fark etmedim
kalkmama gerek mi yoktu
yoksa kalkamaz mıydım bile istesem bilemedim

sonra
bir sıcaklık bir sıcaklık
ben hayatımda bile bu kadar terlemedim

25.Kasım.2012

...

...
ve sonra gecenin içine doğru bakıp adımı söylediğimde
ve adımın aksi sedasında adını duyduğumda
anladım ki
ilelebet adımla anılacak adın

ve sonra sanki hiç olmamışsın gibi yapıp
yatıp ölmemeyi denedim


29.Kasım.2012

...

....
ve bir gece bazen
ve bir gülüş
ve nasil geçtiği bilinmez olur bazen bir an
ve bir kaç kelime
ve bir kaç dokunuş
ve bir gülüş
ve bir ölüş
ve bir şarkı
ve bir bakış

ve ne skimse adı konulmamış bir şey işte
ve bir andır
bir gece bazen
bir ömre bedel


2.Aralık.2012

...

....
ve sonra
bu damağımda kalan senin tadın değilmiş gibi
uzaktan bir selam ederiz birbirimize gördüğümüzde
de
ne içimiz inanır buna
ne gözlerimiz
ne selam

gayrısı

daha ne yapalım dersen
sen ben de yaşanmamış gibi ol
ben sende yalan


2.Aralık.2012

...


ve sorna
hiç dinmeyecek bir yağmur gibi
kendi içime yağar
su bastırırdım bütün acılarıma
ve tek zerresini bile bırakmadan tutunduğum toprağın
öyle bir yüklenirdim ki köklerime
tıpası uzaklara fırlamış keyf içinde bir şampanya bile
utanır tıpasından ayrıldığına
ve sonra
bir el kapatır gözlerimi
elsahibinin gözleri yaşlı
bilirim görmeden, duymadan, yaşamadan kimdir
bilirim kimdir;
kimliği meçhul bile olsa
emindim ki delidir

ve sonra
hiç dinmeyecek bir yağmur gibi
kendi içime yağar
boğardım seni or'da

ikibinonikinin aralığıdır bugün
yine senin ebcedin düşer karanlığıma
yılın çokuncu günü aralığın ikinci
tükendi ki fitilim
hasretim aydınlığa


2.Aralık.2012

04 Kasım 2012

kahr

-s 'çün

ben senin içinden geçtim bin gece
hiç görmedin
omzumu omzuna
kolumu boynuna
gözümü başka yerlere bakmışlığına dayadım
kokunu alıp sokaklarda gezdirdim
verdiğin nefesi alıp tuttum içimde
gayrısına cesaret edemedim
yanında oldum
yolunda durdum
yüzüne baktım
yüreğine değemedim
ben senin adın oldum kaç gece
sesimi tuttum
yüzümü eğdim
ben senin içinden geçtim
bin gece
sen bilmedin

14 Haziran 2012

Ebced

dudağının kenarını
dudağımın kenarında gördü kuğu
hiç ses etmedi
sonra çok yüksekten düştü sular
bir gürültü bir gürültü
kuğuların sessizliğini
herkesten sakladı sular
haziranın orta yeri
kugulunun içinde
bulutlara saklandı ay
bizi kimse görmedi


14.haziran.2012 - kuğulu park

16 Mayıs 2012

büyük b

içinden geceler geçer kadın
sen gelir göz bebeklerime oturursun
sonra uzanırsınn tenime
elim belinde olur uyursun
adını anarım şarkılar susar
meyanı karıştırır kanun şaşkın şaşkın klarnete bakar
adını anarım gece çok uzar
bir şarkı olursun sözlerin kalbime batar
içinden geceler geçer kadın
hüznün mızrap olup sesimi çalar
adını anarım rüyaya dalıp
sen ne çok güzlesindir uykularım kaçar

ankara'nın bir köşesi
gece mayıs gecesi
bir kaç güne doğar yeğen düşünmez misin beni
benim ellerim mahmur ve gözlerim yoklukta
seni çok sevdim kadın öldürmez misin beni

04 Mayıs 2012

velîlerle deliler

-h için
sen gidince bu gece adımı ikiye böldüler
sokak aralarında vurup kırdılar camlarıma
sesimi kuşlara yükleyip uzaklara yolladılar
vermediler sâlâmı alıp götürüp yıkamadan gömdüler
sen gidince bu gece bulutun boğazında kaldı yağmur
çakamadı bile şimşek kendi içine dert oldu
baktılar ölmüyorum sürükleyip bedenimi
denizden en uzak tepede yapayalnız bıraktılar
ömürlerince aradılar martılar, bulamadılar
sen gidince bu gece buza kesti kadehler
rezili rüsva oldu hep kaşıklarda mezeler
yağmur koktu bir damlası düşmeden bütün şehir
ağzını açıp hasrete verdi kendini bir kaç kurumuş nehir
sen gidince bu gece üç yelkovan bir olup beni çok kötü dövdüler
öyle ki o üç akrep "daha da biz sokmayalım" dediler
çok acıdı canım tam da öptüğün yer
koynuma hep karıncalar girdiler
sen gidince bu gece
neyzen oldu tüm velîler
benle semâ ettiler



4.Mayıs.2012 - Ankara

Temize çekmeler

ağlama sevdiğim
yokluğuma ağlama
varlığıma ağlama
bir hüzündür ağlamak
beni hüzüne katma


18.Eylül.1996 - Taş Han / Tokat

en güzel düşüm

en güzel düşüm
ansızın öldüğüm
mümkünse bir dostun kollarında
ölürken
öldüğümden bir haber
dolu dolu güldüğüm
ve hala fallar baktığım
papatya yapraklarında


16.Eylül.1996 - Ankara

Temize çekmeler

şimdi son bir cümledir bu şehir
artık havada bir ayrılık kokusu
aklım başımdan gider
düşüme ceylan girer hû
     aşk bir yanılmamadır eğer tenin soğuksa
     ve her işin ters gidiyorsa
bir yerlerden giderayak
derde deva olmaz kelimeler
ben kendime gülerim
kendim bana ağlar hû


16.Eylül.1996 - Ankara

28 Nisan 2012

h

gözümün ucunda sestin
  dilimin ucunda ışık
içine onlarca sır koyduğum bir simli sandık
ki sen açmazsan
  ben bile görmedim nedir
sen alıp dudaklarını gittiğin zaman
  bilmedim sırrımı
  dert midir nedir

saçına döküldü sesim duymadın
  elim yanaında yandığı zaman
  söylemedi dlim lâl midir nedir

19 Nisan 2012

y

en güzeli yağmurların
benim yağdığım
hani sanki sen gibi
içinden serin rüzgarların geçtiği
camı çalıp çalıp kaçan
yaprakların havada uçuştuğu
hani camın kırık yerinden içeri sızan o kokunun
mumun alevine değince buhar olup da odaya dolduğu
en güzeli yağmurların
benim yağdığım
hani böyle
hani sanki
hani sen gibi

14 Nisan 2012

.

- Yeşim'e
ben
içinden geçtim senin
önünden geçtim
uyuduğun evlerin duvarlarına dayayıp başımı
rüyalarını gördüm
her düşüşünde seninle irkildim
sen bilmedin
gözlerinden geçtim uzaklara dalmış bakarken
bilmediğin dildeki şarkıları dinlerken sözlerinden geçtim
deniz dedin tuzundan
yağmur dedin suyundan
gece dedin karanlığından geçtim
bakacağın yerlerde bekledim hep
gideceğin yerlerden geçtim

ben
adından geçtim senin
gözlerinden geçtim
saçlarından, avuçlarından, boynundan, kokundan geçtim
içinden geçtim senin
sen bilmedin

12 Nisan 2012

veda

ömrümde olsun diye beklediğim kadınlar
sanki yan masada birer hoş sedâydılar
belki çok uzak gibi belki çok yakındılar
görüşürüz dedim ben oysa elvedaydılar

11 Nisan 2012

ebced

takvimin obirinde
aylardan nisan iken
ikibinonikide
ebcedini düşürdüm ay altında bu şehre

artık seni benden gayri
kim bilirse bilsin
kim koklarsa koklasın düşümdeki saçları
ışığa aldırmadan kavşağa giren araçmışım gibi
kim çarparsa çarpıp kaçsın umrumda değil
dirseğinin dirseğime değmişliğini alıp gidiyorum
dirseğinsiz diyarlara
ve çürütene kadar diseklerimi
dayayıp içiyorum tahtalara

ebcedini düşürdüm bu şehrin ortasında bahar açmış dallara
sen de riyakar olma
her zaman olmasa da
biraz beni hatırla